Eğitimde Rotasyon Rüzgârı: Öğretmenler İçin Yeni Dönem mi Başlıyor?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) koridorlarında, öğretmenlerin görev yerlerine ilişkin uzun süredir devam eden bir tartışma yeniden alevlendi: öğretmenlere rotasyon. İlk olarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müsteşarlık döneminde dile getirilen ancak daha sonra rafa kaldırılan bu uygulama, eğitim camiasının bir kez daha ana gündem maddesi haline geldi. Peki, bu düzenleme neleri içeriyor ve öğretmenleri nasıl bir gelecek bekliyor?
Bakan Tekin’in Yaklaşımı ve Rotasyonun Temel Mantığı
Rotasyon tartışmasının merkezinde, Bakan Tekin’in “bazı okullarda çok uzun süre görev yapan öğretmenler nedeniyle diğer meslektaşlarının bu kurumlarda çalışma fırsatı bulamaması” yönündeki tespiti yatıyor. Bu tabloya göre, özellikle “gözde” olarak nitelendirilen okullarda bir yığılma yaşanırken, diğer bölgelerdeki öğretmen ihtiyacı tam olarak karşılanamıyor. Rotasyonun temel amacı, bu dengesizliği ortadan kaldırarak eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek ve öğretmenler arasında daha adil bir görev dağılımı sağlamak olarak öne çıkıyor. Yönetmelikte yer alan ve aynı kurumda en fazla 12 yıl görev yapma kuralı, bu tartışmanın yasal zeminini oluşturuyor.
Eğitim Paydaşları ve Sendikaların Rolü
Özellikle dikkat çeken nokta ise, bu tür köklü bir değişikliğin nasıl hayata geçirileceği. Eğitim sendikaları ve diğer paydaşlar, sürecin tek taraflı kararlarla yürütülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Sendikalar, yapılacak düzenlemelerde öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin sesine kulak verilmesi, ortak aklın hakim kılınması gerektiğini vurguluyor. Gönüllülük esasına dayanmayan ve zorunlu bir şekilde uygulanacak bir rotasyonun, öğretmenlerin motivasyonunu düşüreceği ve aile bütünlüğünü olumsuz etkileyeceği yönündeki endişeler sıkça dile getiriliyor.
Bu noktada, 2025-2026 eğitim yılı planlamaları kritik bir önem taşıyor. Özellikle norm fazlası öğretmen atamalarında geçmişte yaşanan ve resen (isteğe bakılmaksızın) yapılan görevlendirmelerin yarattığı mağduriyetler, benzer bir yaklaşımın rotasyonda da tekrarlanabileceği kaygısını doğuruyor. Bu nedenle, sürecin şeffaf, adil ve tüm tarafların görüşleri alınarak yönetilmesi, uygulamanın başarısı için hayati bir koşul olarak görülüyor. Aksi takdirde, iyi niyetle başlatılan bir düzenlemenin, eğitim sisteminde yeni sorunlara yol açması kaçınılmaz olabilir.
Share this content:



Yorum gönder